Çin Büyükelçisi Xiaosheng Gong: “Çin, Suriye Hükümeti ve muhalifleri ile temasta”


AKDEMIR-CIN BUYUKELCISIÇin Halk Cumhuriyetini’nin Ankara Büyükelçisi Xiaosheng Gong Türkiye Cumhuriyeti - Çin Halk Cumhuriyeti ilişkilerini ve Suriye meselesi konusunda Çin Halk Cumhuriyeti’nin görüşlerini STRATİM’e değerlendirdi. Çin tarafının, Suriye halkının siyasi değişiklik için gösterdiği rasyonel iradeye saygı duyduğunu dile getiren Büyükelçi Gong, siyasi yollarla Suriye sorununu çözmenin taraflar için tek gerçekçi yol olduğuna da vurgu yaptı.

 

Çin – ABD ve Çin – AB ilişkileri konusunda da açıklamalar yapan Çin Halk Cumhuriyetini’nin Ankara Büyükelçisi Xiaosheng Gong, Çin Hükümetinin tüm dostane ülkelerin hükümetleri ve halkları ile birlikte insan hakları konusunda diyalog yapmaya hazır olduğunu da belirtti.

 

Çin Halk Cumhuriyetini’nin Ankara Büyükelçisi Xiaosheng Gong’un STRATİM Avrupa Programı Direktörü Dr. Erhan Akdemir’e verdiği mülakatın tam metni:

 

STRATİM: Sayın Büyükelçi, Türkiye kamuoyunun algısının netleşmesi açısından, Suriye meselesi konusunda Çin Halk Cumhuriyeti’nin görüşlerini aktarabilir misiniz? Ülkenizin Beşar Esad’a ya da Suriye halkının kararlarına yönelik verdiği destekten bahsedebilir misiniz? Sizce bu desteğin bir sınırı var mıdır?

 

BÜYÜKELÇİ GONG: Suriye konusunda, Çin tarafı, Birleşmiş Milletler içtüzüğü ilkelerini ve uluslararası ilişkilerin prensiplerini savunmakta, Suriye'nin içişlerine müdahale edilmemesinde ısrar etmekte ve Suriye'nin egemenliğine, bağımsızlığına ve toprak bütünlüğüne saygı göstermektedir. Suriye sorunu, Suriye halkının temel çıkarlarını ve Ortadoğu bölgesinin barış ve istikrarını ilgilendirmektedir. Çin tarafı, Suriye halkının siyasi değişiklik için gösterdiği rasyonel iradeye saygı duymakta, Suriye halkının ve Ortadoğu halklarının esas çıkarlarını korumaya odaklanmaktadır.

Çin tarafı, siyasi yollarla Suriye sorununu çözmenin taraflar için tek gerçekçi yol olduğunu düşünmektedir. Suriye krizi meydana geldikten sonra, Çin tarafı arka arkaya Suriye sorununu siyasi yollarla çözmek için altı maddelik tutumunu (1- Suriye Hükümeti ve ilgili taraflar derhal, kapsamlı ve şartsız bir şekilde tüm şiddet eylemlerini durdurmalı, özellikle sivil halka yönelik şiddet hareketlerini durdurmalıdır. Suriye'deki çeşitli gruplar şiddet içermeyen yollarla siyasi isteklerini belirtmelidir. 2- Suriye'nin istikrarını ve normal toplumsal koşulları yeniden sağlamak için, Suriye Hükümeti ve diğer gruplar ülkenin ve halkın uzun vadeli ve esas çıkarlarını temel alarak, Birleşmiş Milletler ve Arap Birliği Suriye Krizi Temsilcisi'nin adil arabuluculuğu altında, ön şartsız ve neticesi konmayan kapsayıcı bir siyasi diyalog başlatmalı, müzakerelerle kapsamlı ve detaylı reform yol haritası çizilmeli ve zamanlaması planlanmalı ve derhal uygulamaya konulmalıdır. 3- Çin tarafı, BM'nin liderliğinde insani yardımların gerçekleştirilmesine destek vermektedir. Suriye'nin egemenliğine saygı duyularak, BM ya da tarafların kabul ettiği tarafsız kuruluşlarca Suriye'deki insani durumun objektif ve kapsamlı bir şekilde değerlendirilmesinden sonra, insani yardım malzemelerinin gönderilmesi ve dağıtılması sağlanmalıdır. Çin tarafı, Suriye halkına insani yardım sağlamayı ümit etmektedir. Herhangi bir kimsenin 'insani' sorununu bahane ederek Suriye'nin içişlerine müdahale etmesine karşı çıkmaktayız. 4- Uluslararası toplumun ilgili tarafları, Suriye'nin bağımsızlığına, egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı duymalı, Suriye halkının kendi kendini yönetme ve gelişme yolunu seçme hakkına saygı duymalı, Suriye'deki tüm siyasi grupların diyalog başlatması için uygun şartlar yaratmalı ve gerekli yapıcı yardımları sağlamalı ve diyalogun neticesine saygı duymalıdır. Çin tarafı, Suriye'ye şiddet ile müdahale edilmesine veya iktidar değişimi için güç kullanılmasına karşı çıkmakta, yaptırım veya yaptırım tehdidinin sorunun uygun çözümüne katkı sağlamayacağını düşünmektedir. 5- Çin tarafı, BM ve Arap Birliği'nin Suriye Krizi Özel Temsilcisini atayarak krizin siyasi yollarla çözülmesi için yapıcı rol oynamasının sağlanmasına destek vermektedir. Çin tarafı, Arap ülkeleri ve Arap Birliği'nin krizi siyasi yollarla çözmek için sarfettiği olumlu çabalara destek vermektedir. 6- BM Güvenlik Konseyi üyeleri, BM İçtüzüğü ilkeleri ve prensiplerini ve uluslararası ilişkilerin temel ilkelerini uygulamalıdır. BMGK daimi üyesi olarak, Çin tarafı kendi sorumluluğunu yerine getirmeyi ve BMGK içindeki dayanışmayı korumak için taraflarla Suriye krizinin siyasi çözümü konusunda eşit, sabırlı ve tam müzakere gerçekleştirmeyi ümit etmektedir.) ve dörtlü teklif (1- Suriye'deki ilgili taraflar ateşkes yapmalı ve şiddeti durdurmalı, BM ve Arap Birliği Suriye Sorunu Özel Temsilcisi Brahimi'nin arabuluculuğu çabalarına eşgüdüm sağlanmalı, çeşitli bölgeli ve çeşitli aşamalı ateşkes gerçekleştirilmeli, ateşkesin çapı genişletilmeli, ilişkilerin kesilmesi sağlanmalı, sonunda tüm silahlı çatışmalar ve şiddet eylemleri durdurulmalıdır. 2- Suriye'deki ilgili taraflar, Suriye krizini bir an evvel çözmek için, kendi tam yetkili müzakere temsilcisini derhal atayarak sevk etmeli, Brahimi ve uluslararası toplumun yardımları altında, siyasi geçiş yol haritası çıkarılmalıdır. 3- Uluslararası toplumun çabuk davranması ve daha büyük sorumluluk taşıması gerekmektedir. Brahimi'nin arabuluculuğuna eşgüdüm ve destek sağlanmalı, Suriye sorunu Hareket Grubu'nun Cenevre Dışişleri Bakanları Toplantısının bildirisini, Annan'ın altılı teklifi ve BMGK'nin ilgili kararlarını yerine getirmeyi hızlandırmalıdır. Arap Birliği ve ilgili bölgesel ülkelerin Suriye sorununun siyasi çözümü için gösterdikleri çabalara önem verilmelidir. 4- İlgili taraflar uygun önlemleri alarak Suriye'deki insani krizi hafifletmelidir. Uluslararası toplum Suriye halkına yönelik insani yardım gücü arttırılmalı, Suriye dışındaki mültecilerin barınması ve Suriye halkının ihtiyaç duyduğu malzemeler sağlanmalıdır. Suriye Hükümeti ve çeşitli gruplar, BM ve ilgili tarafsız kuruluşların çatışma yaşanan bölgelerde insani yardım çalışmalarına eşgüdüm sağlamalı ve bu konuda çalışan görevlilerin güvenliğini artırmalıdır. İnsani sorunun siyasileştirilmemesi veya askerileştirilmemesi için çaba gösterilmelidir.) ortaya çıkararak, uluslararası toplumun önemi ve kabulünü görmüştür. Çin tarafı, Suriye Hükümeti ve muhalifleri ile temaslarda bulunmakta, kendi yöntemleriyle taraflarla çalışmalarını sürdürmekte, BM ve Arap Birliği Suriye Krizi Özel Temsilcisi Brahimi'nin arabuluculuğu çabalarına tam destek vermektedir. BMGK daimi üyesi olarak, Çin tarafı Türkiye’nin de dahil olduğu uluslararası toplumla birlikte, Suriye sorununun siyasi çözümünü hızlandırmak için aktif ve yapıcı rol oynamayı ümit etmektedir.

 

STRATİM: Ekselansları, Çin Halk Cumhuriyeti ve Amerika Birleşik Devletleri arasında siyasi konularda gerilimler yaşansa da iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin oldukça derin köklere sahip olduğunu görüyoruz. Bu çerçevede, bize son dönem Çin – Amerika ilişkilerli hakkında bilgi verebilir misiniz?

 

BÜYÜKELÇİ GONG: Hem Çin hem de Amerika, Çin-Amerika ilişkilerinin dünyadaki en önemli ikili ilişkilerden biri olduğunu düşünmektedir. Çin tarafı, sağlıklı ve istikrarlı bir Çin-Amerikan ilişkisi geliştirmeye çaba sarf etmektedir. 20 Ocak 2013 tarihinde Obama Amerika Birleşik Devletleri’nin Başkanlığı görevine yeniden başlamıştır. Çin tarafı, ikili ilişkilerin daha da ilerlemesini ümit etmektedir.

Çin ve Amerika arasında önemli ortak noktaların yanı sıra, bazı ilkel ihtilaflar da bulunmaktadır. Biz, iki tarafın yeni dönemde halklarımızın temel çıkarları ve dünya halklarının ortak çıkarlarına önem vermesi ve ilişkilerini geliştirmesi gerektiğini düşünmekteyiz. Şu an, iki taraf, karşılıklı saygı, karşılıklı yarar ve çifte kazanç çerçevesinde işbirliği ortak ilişkisi sürdürmeye karar vermiş ve liderlerimiz iki ülke arasında yeni büyük devletler arası ilişki yaratılacağı hakkında görüş birliğine ulaşmıştır. Önemli ikili ilişkiler olan Çin-Amerika ilişkileri konusunda, zero-sum kavramından ve soğuk savaş düşüncelerinden vazgeçmeliyiz. Karşılıklı saygı ve yarar temelinde ikili ilişkileri geliştirmenin hem iki ülke için hem Asya Pasifik Bölgesi için hem de tüm dünya için yararlı olduğuna inanmaktayız.

 

STRATİM: Ekselansları, Çin – AB ilişkileri açısından da ABD ile olan benzer bir ilişkiden bahsedebiliriz. Ama izin verirseniz şu soruyu da sormak istiyorum; İnsan hakları tartışmaları üzerinden Çin – ABD ve Çin – AB ilişkilerini nasıl değerlendiriliyorsunuz? Sizce bu konu, üzerinde uzlaşılamayacak ya da uzun dönemler de hem ABD ile hem de AB ile aranızda büyük sorun olmaya devam edecek midir?

 

BÜYÜKELÇİ GONG: Bildiğiniz gibi, 100 yıl önce, Çin halkı da Türk halkı gibi acı olaylar yaşamıştır. Batılı emperyalist ülkelerinin Çin’e ve Türkiye'ye uyguladığı vahşi sömürgecilik, yakın çağda iki ülkenin yoksulluğuna yol açan direkt sebeplerdendir. 20. yüzyılın ilk yarısında, Çin'de 8 yıl süren anti-Japonya savaşı ve 4 yıl süren iç savaş yaşanmış, ülke içi ekonomik ve toplumsal gelişme çok büyük zarar görmüştür. O zamanlarda halkımız yiyecek/giyecek dahi bulamamaktaydı. Tarihe bakıldığında şu gerçek anlaşılır: sadece ülke egemenliğe kavuşunca ve toplum istikrara ulaşınca insan haklarından söz edilebilir, yoksa hepsi boşunadır.

Dünyadaki hiçbir ülkede insan hakları durumu mükemmel değildir, Çin'deki de bunun aynıdır. Çin Hükümeti tüm dostane ülkelerin hükümetleri ve halkları ile birlikte insan hakları konusunda diyalog yapmaya hazır ve Çin'deki insan haklarının daha da ilerlemesini sağlamayı ümit etmektedir. Ama sorunun esas noktası, Çin Hükümeti ile insan haklarını tartışmak isteyen insanların niyetidir. İnsan hakları konusunda, hiçbir ülkenin, diğer bir ülkeden daha üstünlü olmadığını düşünmekteyiz. Bu da Çin Hükümeti'nin bazı ülkeler ile arasında insan hakları konusunda temel ihtilafıdır.

Tüm ülkelerin kendi insan haklarını incelemeye ve geliştirmeye daha çok odaklanması gerektiğini düşünmekteyiz. Çin halkı, Çin'deki insan hakları durumunu değerlendirebilecek tek mercidir. Reform ve Dışa Açılma politikasının uygulanmaya başlandığı 30 yıldan fazla süre içinde, Çin halkının maddi ve manevi yaşam düzeyi orta derecede refaha ulaşmış, 200 milyonu aşkın vatandaşımız yoksulluktan kurtulmuş, ortalama hayat süresi artmış, eğitimsiz kişi sayısında büyük bir düşüş yaşanmış, 9 yıllık zorunlu eğitim yaygınlaşmış, sosyal güvenlik sistemi iyileşmiş, halkımızın yaşama hakkı, gelişme hakkı ve ekonomik, toplumsal ve kültürel haklarını kullanmasında büyük iyileşmeler yaşanmış, her alanda göze çarpan başarılar elde edilmiştir. Ülkelerin Çin'in insan hakları durumuna daha geniş bir açıdan, daha objektif ve daha adil bir şekilde bakmasını ümit etmekteyiz. Çin her zaman eşitlik ve karşılıklı saygı temelinde, AB, ABD olmak üzere tüm ülkelerle insan hakları konusunda diyalog kurmakta, görüş alışverişinde bulunmakta ve karşı tarafla anlayışı güçlendirmeye hazırdır.

 

STRATİM: Ekselansları, Çin Halk Cumhuriyeti’nin gerek bütün olarak Birleşmiş Milletler teşkilatının mevcut yapısına ve işleyişine gerekse de BM Güvenlik Konseyi'nin mevcut yapısı ve işleyişine yönelik politikası nedir? Uluslararası hukuk bakımından nasıl değerlendiriyor sunuz?

 

BÜYÜKELÇİ GONG: Birleşmiş Milletler'in uluslararası işlerdeki rolü “olmazsa olmaz”dır. En geniş kapsayıcılığa, temsil gücüne ve güvenilirliğe sahip olan hükümetler arası uluslararası kuruluş olarak, BM çok taraflılığın uygulandığı en uygun yer ve çeşitli meydan okumalar ve tehditlere karşı birlikte mücadele edilen verimli bir platformdur; bu sebeple barışı koruyan unsur ve gelişmeyi hızlandıran öncü olması gerekmektedir. Reformla BM'nin rolünü güçlendirmek, tüm insanlığın ortak çıkarlarına uygundur.

Çin, BM Güvenlik Konseyi'nin gerekli ve rasyonel reformuna, güvenilirliği ve verimliliğinin güçlendirilmesine, BM İçtüzüğü'nün uluslararası barışı ve güvenliğini koruma rolünü yerine getirmesine destek vermektedir. BM üye ülkelerinin BMGK reformu hakkındaki ihtilafı konusunda ise, Çin tarafı, tarafların çözümü kavuşmak için karşılıklı saygı ve samimi iletişim temelinde demokrat ve sabırlı müzakerelerle en geniş görüş birliğini bulması gerektiğini savunmaktadır.

 

STRATİM: Sayın Büyükelçi, Türkiye Cumhuriyeti - Çin Halk Cumhuriyeti ilişkilerini siyasi ve ekonomik bakımlardan kısaca değerlendirebilir misiniz?

 

BÜYÜKELÇİ GONG: Çin-Türkiye ilişkileri tarihin en iyi dönemine girmiştir. 2010 yılının Ekim ayında iki ülkenin başbakanları Sayın WEN Jiabao ve Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN’ın ülkelerimizin stratejik işbirliği ilişkisinin kurulduğunu açıklamaları ilişkilerimizin tarihinde yeni bir aşamaya girildiğinin göstergesidir. Son yıllarda iki ülkenin üst düzey iletişimi sıkılaşmakta ve karşılıklı siyasi güveni güçlenmektedir. 2012 yılında Çin Ulusal Halk Kongresi Daimi Komitesi Başkanı Sayın WU Bangguo ve Devlet Başkan Yardımcısı Sayın XI Jinping Türkiye’yi ziyaret etmiş, Türkiye Başbakanı Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN ve Başbakan Yardımcısı Sayın Ali Babacan ise Çin ziyaretlerinde bulunmuşlardır. Liderlerimiz stratejik işbirliği ilişkilerimizi derinleştirmek için yoğun bir şekilde görüş alışverişinde bulunarak, önemli fikir birliklerine ulaşmışlardır ve bu ikili ilişkilerin yeni dönemdeki gelişme yönünü belirlemektedir.  

Ülkelerimizin ekonomik ve ticari işbirliği derinleşmekte, işbirliği sektörleri ise genişlemektedir. Türkiye’nin istatistiklerine göre, Çin Türkiye’nin en büyük 3. ticaret ortağı ve en büyük 3. ithalat merkezi ülke haline gelmiştir.  2012 yılının ilk 10 ayında ikili ticaret hacmi 20 milyar dolara ulaşmıştır. Türkiye’deki en hızlı demiryolları, en büyük elektrik santrali, en büyük çelik fabrikası, en büyük sodakülü üretim fabrikası Çin şirketleri tarafından inşa edilmekte ya da edilmesi planlamaktadır. Türkiye’nin kendi ürettiği ilk yüksek çözünürlüklü gözlem uydusu da iki tarafın işbirliği ile başarılı bir şekilde fırlatılmıştır. İkili ekonomik ve ticari işbirliğinin genişlemesi ve kalitesinin yükselmesi, iki tarafa gerçek yararlar sağlamıştır. Hükümetlerimizin destekleri ve iş çevrelerimizin ortak çabaları ile Çin-Türkiye gerçekçi işbirliğinin daha parlak bir geleceğe sahip olacağına inanıyorum.

 

STRATİM: Sayın Büyükelçi, Çin Halk Cumhuriyeti ve Türkiye Cumhuriyeti’nin küresel politikaya yönelik bakışlarında sizce ortak olan noktalar nelerdir? Türkiye ve Çin’i uluslararası arenada ortak paydaya taşıyan temel faktörler sizce nelerdir?

 

BÜYÜKELÇİ GONG: Çin ve Türk halkları barışçıl uluslardır. Çin Hükümeti “Barış İçinde Birlikte Yaşama Beş İlkesi”ne göre tüm ülkelerle ilişkilerini geliştirmekte, Türk Hükümeti ise uluslararası sorunların çözümünde Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta sulh, Cihanda sulh” yaklaşımını savunmaktadır. İki hükümetin dış politikası da, barış ve kalkınma temelinde eşit diyalog ve siyasi yollarla çatışmaların çözülmesini savunmak ve kendi ekonomik gelişmesi için uygun uluslararası ve bölgesel ortam oluşturulmasına önem vermektedir. Gelişmekte olan iki ülke olarak, Çin ve Türkiye, Birleşmiş Milletler reformu, Ortadoğu Sorunu, İran Nükleer Sorunu gibi uluslararası ve bölgesel konularda birbirine benzer tutum ve ortak çıkarlara sahiptir.

Asya ve Avrupa iki kıtanın kavşağında bulunan Türkiye, Doğu ve Batıyı birbirine bağlayan köprü olarak stratejik konuma sahiptir. Batı Asya ve Kuzey Afrika bölgesinin büyük bir ülkesi, büyük bir İslam ülkesi ve G20 Grubu’nun üyesi olan Türkiye, son yıllarda gelişen ekonomisi, istikrarlı toplumu ve yükselen etkisi ile uluslararası ve bölgesel sorunlarda daha önemli bir rol oynamakta; bölgesinin hatta tüm dünyanın barış ve kalkınmasını hızlandırmak için önemli katkılarda bulunmaktadır. Çin tarafı, Türkiye’nin uluslararası ve bölgesel konularda oynadığı role önem vermekte, Türk tarafı ile iletişim ve işbirliğini güçlendirerek barış ve kalkınmayı gerçekleştirmek için katkılarda bulunmayı ümit etmektedir.

 

STRATİM: Ekselansları izin verirseniz, siyasi ve ekonomik değerlendirmelerinizin ardından kültürel ilişkiler konusunda da sizden bilgi almak istiyorum. Son dönemde Türkiye ile ülkeniz arasında kültür, sanat ve edebiyat alanında ortak çalışmalar bulunmakta mıdır? Bu faaliyetlerin her iki toplumun birbirini daha iyi tanıması açısından nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

BÜYÜKELÇİ GONG: Çin ve Türkiye, uzun tarihe ve derin kültüre sahip iki medeniyettir. Eski İpek Yolu halklarımızın dostane iletişimine köprü olmuştur. 1971 yılında diplomatik ilişkimizin kuruluşundan bu yana, özellikle son yıllarda, iki ülkenin kültür ve sanat alanlarındaki iletişimi her geçen gün artmaktadır. 2010 yılında, “Çin’i Yaşamak, Türkiye Turu” adlı kültürel iletişim etkinlikleri Türkiye’de başarılı şekilde düzenlenmiştir. 2012 yılında, Türkiye’de Çin Kültür Yılı kutlamaları esnasında, Çin’den 87 heyetle toplam 1700’ü aşkın sanatçı gelmiş, başta Ankara, İstanbul, İzmir, Antalya olmak üzere Türkiye’deki 40’ı aşan şehirde 400’den fazla gösteri ya da etkinlik düzenlenmiştir. Bu etkinliklere 240 binden fazla seyirci katılmıştır. Çin Kültür Yılı çerçevesinde düzenlenmiş etkinlikler, zengin içerik ve farklı türleri ile iki ülkenin kültürel iletişimini yeni bir aşamaya çıkarmıştır.

2013 yılında Çin’de Türk Kültür Yılı etkinliklerini göreceğiz. 2013 ve 2014 yıllarında ise Çin ve Türkiye onursal misafir olarak İstanbul Kitap Fuarı ve Pekin Kitap Fuarı’na katılacaklardır. Çin tarafı, Türk tarafı ile birlikte bu etkinlikle halklarımız arasında karşılıklı anlayışı ve dostluğu pekiştirmeyi ve Çin-Türkiye Stratejik İşbirliği İlişkisi’nin uzun vadeli gelişmesi için daha sağlam bir temel atmayı ümit etmektedir.

 

STRATİM: Sayın Büyükelçi Türkiye ve Çin kamuoyları arasındaki karşılıklı bilgi düzeyi ve tarafların birbirlerine yönelik algıları üzerine düşünceleriniz nelerdir? Bu konuda gördüğünüz eksiklikler var mıdır? Varsa, bunları bertaraf edecek büyükelçilik olarak çalışmalarınız ya da planlarınız bulunmakta mıdır?

 

BÜYÜKELÇİ GONG: Halklarımız arasında dostane iletişim uzun tarihi geçmişe dayanmaktadır, 2000 yıl öncesinde halklarımız eski İpek Yolu aracılığı ile yoğun iletişimde bulunmaya başlamıştır. Diplomatik ilişkimiz kurulduktan sonra her alandaki ikili iletişimimiz her geçen gün artmıştır. Özellikle 2012 yılında Türkiye’de düzenlenmiş olan Çin Kültür Yılı ve 2013 yılında Çin’de düzenlenecek olan Türk Kültür Yılı vesilesiyle halklarımız arasındaki karşılıklı anlayış ve dostluk daha da güçlenecektir.

Öte yandan, iki ülkenin hızla gelişen siyasi, ekonomik ve ticari ilişkilerinin kapsamına göre halklarımız arasındaki doğrudan temas halen arzu ettiğimiz seviyede değildir. İki halkın karşılıklı anlayışını sağlamak için ana kanal olan medya ve basın-yayın, algı yolları sınırlı olduğu için reel yaşam ve rasyonel düşüncelerden eksiktir. Daha önemlisi, iki ülkenin medya dünyası doğrudan olmayan yollarla, özellikle çoğu zaman negatif, sınırlayıcı ve ön yargılı bilgileri sağlayan batı medyası aracılığı ile karşı tarafın bilgilerine ulaşmaktadır. Çin tarafı, iki tarafın karşılıklı ziyaretler, gençlerin iletişimi, gönüllülerin hareketleri ve sivil ziyaretler gibi yollarla, halklarımız arasındaki karşılıklı anlayışın güçlendirilmesi için daha geniş bir platform sağlamayı, ülkelerimizin objektif ve doğrudan yollarla karşı tarafın bilgilerine ulaşması için uygun koşullar ve ortamlar yaratmayı ümit etmektedir.

 

STRATİM: Sayın Büyükelçi, Türkiye’de üniversiteler ve devlet kurumları dışında ülkeniz ile daha fazla işbirliği sağlayacak önemli bir kesimde sivil toplum kuruluşları ve düşünce kuruluşlarıdır. Bu bakımdan Türkiye’deki söz konusu gruplara yönelik olarak ülkenizin sivil toplum kuruluşlarının, düşünce kuruluşlarının ya da benzer kuruluşların gelişimi ve mevcut durumu hakkında bilgi verebilir misiniz?

 

BÜYÜKELÇİ GONG: Çin Hükümeti sivil toplum kuruluşlarının ve düşünce kuruluşlarının gelişmesine büyük önem vermektedir. Şu an, Çin’de bulunan 446 bin sivil toplum kuruluşu, eğitim, sağlık ve toplumsal hizmetler gibi alanlarda çalışmalar yapmaktadır. Son yıllarda, Çin’in sivil toplum kuruluşları, toplumumuzda yükselen statüye, ekonomimizde hareketlenen role ve 3. endüstrimizde artan yelpazeye sahiptir ve topluma çok istihdam fırsatı sağlamaktadır.

Çin’in düşünce kuruluşlarının sayısı yaklaşık 2500’dür, bunun %5’i sivil düşünce kuruluşudur, sayısı 120’dir. Sivil düşünce kuruluşlarımız, topluma gerçekleri anlatmakta, halkın düşüncelerini yansıtmakta ve topluma farklı görüş olanakları sunmakta büyük katkılar sağlayan, Çin’in toplumsal gelişmesine büyük ivme kazandıran ve Çin Hükümeti’ne önerilerde bulunan önemli bir güç haline gelmiştir.

 

STRATİM: Sayın Büyükelçi son olarak, ülkenizin ya da büyükelçiliğinizin yüksek lisans veya doktora öğrencilerine yönelik burs programların bulunmakta mıdır? Bu konuda bize bilgi verebilir misiniz?

 

BÜYÜKELÇİ GONG: Çin Hükümeti’nin verdiği bursların 2 çeşidi vardır: birincisi, süresi 1 yılı aşan diplomasız burs, genellikle dil öğrenimi için verilmektedir; ikincisi, süresi 3 yıldan 6 yıla kadar süren diplomalı burs. Bu burs genellikle lisans, yüksek lisans veya doktora diploması almak için kullanılmaktadır. Çin Hükümeti’nden burs kazanmanın 2 yolu vardır: birincisi, yılda yaklaşık 30 kişiyi kapsayan Türkiye Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanlığı’nın tavsiyesi ile hükümetler arası değişim burs projesine katılmak; ikincisi, yılda yaklaşık 20 kişi kontenjanı bulunan Çin’in Ankara Büyükelçiliği veya Türkiye’deki üniversitelerin Konfüçyüs Enstitülerinin tavsiyesi ile Çin’de dil eğitimi alanlar. Bunun dışında, Çin’deki üniversiteler de kendi bünyelerinde burs programı oluşturmakta ve bu programa Türkiye’deki öğrenciler direkt başvuruda bulunabilmektedir.  

 

STRATİM: Sayın Büyükelçi, çok teşekkür ederiz.

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.