İsrail, kaybedenler listesinde bir numara!


HÜRRİYET - İlki 2009 yılında gerçekleştirilen ve ABD’den, Avrupa ülkelerinden ve Türkiye’nin komşu ülkeleriyle Ortadoğu ülkelerinden üst düzey yetkilileri bir araya getirerek dış politika konularını masaya yatıran İstanbul Forumu, bu sene, İstanbul’daki Conrad Oteli’nde 31 Ekim-2 Kasım tarihlerinde gerçekleştiriliyor.

Dün, konukların ve basın mensuplarının katıldığı akşam yemeğinde, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun konuşmasıyla başlayan Forum’da bugün, Arap Baharı, Türkiye’nin Ortadoğu politikası, devlet dışı aktörler ve Türkiye-İsrail ilişkilerine odaklanan dört panele yer verildi.

TEK BİR ARAP BAHARI YOK

Açılış konuşmasını yapan İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu, Arap Baharı’nın yaşandığı ülkeler arasındaki güvenlik güçlerinin yapılanması, devlet yapısı, bürokrasi tarihi gibi konulardaki farklılıklarına değindi.

İhsanoğlu, bölgede demokrasi arayışında olan ülkelerden Tunus’un Türkiye’ye benzediğini, geleceğini bu yönde şekillendirebileceğini ifade etti. Ennahda gibi somut bir partinin varlığından ve halkların birbirine daha benzer yapıda olmasından dolayı, Tunus ve Türkiye arasında paralellik kurdu.

İhsanoğlu’nun açılış konuşmasında üzerinde durduğu, “Arap Baharı’nı yaşayan ülkelerin içinde bulundukları durumların da, muhtemel geleceklerinin de çok farklı olduğu” söylemi, aslında bir bakıma, tüm konuşmalarda ortaya çıkan en belirgin ana fikirlerden biriydi. Birçok panelist bu yönde görüş bildirdi.

AK PARTİ İLE ENNAHDA’NIN KADERİ AYNI

Paneldeki konuşmacılar arasında bulunan, merkezi Kahire’de bulunan düşünce kuruluşu El Şark Yerel ve Stratejik Çalışmalar Başkanı Mustafa el-Labbad, bölgedeki farklı dinamikleri, “Mısır’daki isyan ve değişimin başka bir ülkeyi etkilediğini sanmıyorum, çok farklı ülkeler ve yönetimlerden bahsediyoruz” sözleriyle açıkladı.

Dışişleri eski Bakanı Yaşar Yakış ise, Türkiye’nin bölgedeki rolünün “ilham kaynağı” olmaktan ibaret olduğunu, hiçbir ülkenin onu tamamıyla örnek almasının mümkün olmadığını, çünkü her ülkenin ayrı birer vaka teşkil ettiğini belirtti. Türkiye’nin deneyimlerinden ve ortaya koyduğu modelden, her ülkenin kendine uygun bir kısmını model alabileceğini ifade eden Yakış, buna örnek olarak Tunus’taki Ennahda partisi ile Ak Parti’nin ortak kaderlerine dikkati çekti.

Yakış, “Tunus’ta Ennahda da, Ak Parti gibi ‘siz şeriat mı getireceksiniz’ tepkisine maruz kalacaktır. Bu sebeple ekstra efor sarf etmeleri gerekecek. Yanlış anlaşılmalar, yanlış aktarılan söylemler olacaktır. Ennahda bunun altından kalkarsa ikinci seçimde daha da güçlenir” dedi.

MISIR’IN DEMOKRASİ SANCILARI

Gerçekleştirilen oturumlarda, Mısır’daki son duruma değinilirken, “ordunun yönetime fazla müdahil olması”, konuşmacılar tarafından, ülkenin geçmişine dair önemli bir hatası olarak değerlendirildi.

Mustafa el-Labbad, Mısır’da devrim sonrası süreçle ilgili olarak, “Diktatörlüğü yıkacak gücümüz varsa, demokrasiye de geçişi başarırız” dedi.

“Mısır’da hala tek bir parti bile yok, Selefiler, Müslüman Kardeşler gibi gruplar var. Bize, neden hızlı hareket etmediğimiz soruluyor. Herkesin faydasının gözetildiği ulusal bir uzlaşma sağlamaya çalıştığımız için süreç yavaş işliyor. Anayasa için uzlaşmayı sağlamak şart” ifadesini kullanan el-Labbad, batılı ülkelere de şu sözlerle sitemde bulundu: “Batıya da iş düşüyor Mısır’ın demokrasiye geçişinde. Tunus gibi ülkelere destek olduğu gibi Mısır’a da destek olmalılar. 'Bunu yap, bunu yapma' demekle olmuyor.”

ARAP BAHARI'NDAN KİM YENİK ÇIKTI?

Panel’de İsrail’in bölgede yalnızlaştığı ve Arap Baharı’ndan kötü etkilendiği de genel çıkarımlar arasında yer aldı. Amerikan Rand düşünce kuruluşunun daimi politik danışmanı, ABD Merkezi Haber alma Teşkilatı'nın (CIA) eski Konsey yardımcı başkanı Graham Fuller, “Arap Baharı’ndan kim yenik çıktı?” sorusunu ortaya attı ve yanıtını da “Bir numaralı kaybeden İsrail’dir” şeklinde verdi.

İsrail’in çıkarına hiçbir gelişme yaşanmadığını dile getiren Fuller, ikinci kaybedenin ABD olduğunu, çünkü bölgede kendine biçtiği “demokrasi liderliği” rolünün bir şakaya döndüğünü, ülkenin inanılırlığını yitirdiğini belirtti.

Fuller, kaybedenler listesinin üçüncü sırasındaysa, “oldum olası kendi rejim modelini benimsetmeye çalışan İran’ın bulunduğunu” söyledi. Buna dayanak olarak da, liderlerini deviren ülkelerin İran’ınki gibi bir sistemden daha da uzaklaştığı savını öne sürdü.

ESAD’IN DURUMU DEPREM GİBİ…

Ortadoğu’da belirsizliğin en önemli kaynaklarından biri olan Suriye’deki Esad rejimi hakkında yapılan analizler de aşağı yukarı benzerdi. Dışişleri Eski Bakanı Yaşar Yakış’ın yaptığı “Esad’ın düşmesi deprem tahmini gibi, 30 saniyede de olabilir 30 yılda da…” yorumu konuyu özetler gibiydi.

TÜRKİYE’NİN BÖLGEDEKİ DURUMU

Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi Bakanlarından Safeen Dizayee, Türkiye için “Türkler Ortadoğu’daki İslami dünyaya geri döndü diyebiliriz” yorumunu yaptı ve Türkiye’nin Irak’taki Kürtleri algılayışı hakkında da bir uyarıda bulundu: “Irak’taki Kürt yönetimiyle ilgili olarak Ankara son yıllarda daha ılımlı bir tavır takınmaya başladı. Irak’taki Kürtlerin sadece güvenlikle ilgili bir unsur olarak görülmemesi, ekonomi ve politika konularının da görüşülmesi gerekiyor.”

Türkiye’nin bölgede “model ülke” olduğuna dair popüler söyleme, İtalyan jeopolitika dergisi Limes’ın müdürü Lucio Caracciolo’dan ilginç ve yerinde bir tepki geldi. Caracciolo, “Ne Avrupa ne Türkiye ne de ABD bölgeyi şekillendiremez çünkü bu insanlar artık ‘şekillendirilmek’ istemiyorlar” dedi.

LİBYA, KAYIP ÜLKE

Panellerde dikkati çekense, çok kısa bir süre önce halkı tarafından linç edilerek öldürülen Muammer Kaddafi sonrasında Libya’da neler olacağı üzerinde tartışılmamasıydı.

ABD’nin en etkili isimlerinden Graham Fuller’a “Peki, ya şimdi ne olacak Libya’da” sorusu, hurriyet.com.tr olarak yöneltildiğinde verdiği yanıt, yanıtsızlıktı. Kaddafi’nin devrilmesi için elinden gelen her şeyi yapan ABD adına cevap verdi Fuller: “Libya’da bundan sonra neler olacağını inanın kimse bilmiyor.”